Merhaba, ben Gökçe. 24 yaşındayım. Kod geliştiriciliği, veritabanı tasarımcılığı, teknoloji araştırmacılığı, yazılım çözümleyiciliği, analisti, tester’ı, yeri geldiğinde bilgisayar teknikeri, kablo döşeyiciliği vb. yapıyorum. Yaklaşık 8 senedir, envanterimde Linux, Apache, MySQL ve PHP’yi (Apache’ın yerini kimi Lightspeed veya Kernel Module sevimli Tux almasıyla beraber ) taşıyarak çeşitli web uygulamaları geliştiriyorum veya proje danışmanlığını/yöneticiliğini ve yukarıda yazan bilimum işlerini yapıyorum.
Bu zamana kadar genel başlıklarla edindiğim tecrübeleri saymam gerekirse;
Şöyle bir kart hazırlamıştım iki sene evvel:
Kullanım Lisansı
Bu blogda yer alan bütün örneklemeler, bütün kodlar aşağıdaki lisansa tabiidir.
GY_Lisans::callback(”korktularmiAcaba”);
* Buradaki kimi kodlar oradan buradan fütursuzca araklanmış olabilir. Rasyonalize etme/kendini-haklılaştırma yeteneği gelişkin, (katiyen pis insanlar değiller) insanların “Arakın arakının arakı, benimdir” zihniyeti temel alınarak, buradaki bilgilerin ve kodlamalarının tüm hakları Gökçe YALÇIN’ındır.
* Bırakın biti, bir digit bile değişiklik yapılırsa itfaiye çağırırız, BSA’ya haber verir, prestijinizi ilgili reklamlarda gösterilen işadamlarından beter ederiz; cabası Micro$oft’un avukatlarıyla kokoreç yemeye zorlanırsınız.
* Gökçe YALÇIN kendisinden üçüncü şahıs olarak bahsederken insanın egosunun nasıl okşandığını düşünerek iyi günler diler.GY_Lisans::dispatch();
O günden bügüne..
Bilgisayarla hatırladığım zaman olarak 6 yaşımdan başlayarak yazıyorum, keşke birkaç sene önce zamanımı ayırsaydım da, karşılaştığım herşeyi, her problemi ve çözümünü paylaşsaydım. Neyse, en azından buradaki küçük bir özet olur.
Not, kronolojiyi sondan başa aldım, yazarken baştan sona yazmıştım. Bir önceki başlıkla bir sonraki başlıkta kopukluk olması doğaldır, kopukluğu alttan-üste okuyarak giderebilirsiniz, ki hiç sanmıyorum hepsinin okunacağını, ben olsam okumazdım. neyse.
7 ) İzmir
Şimdi izmirde, çok uluslu bir şirketteyim. Co-developer namıyla çalışıyorum, iş bitimi güzelbahçe kıyılarında, haftasonları bodrum’a kaçıp olta atıyorum. Bir sürü karagöz falan tuttum. Huzur.
6 ) Rehberalem.com
Ağustos 2007′de katıldığım Yön Grup, dostum Koray BİLGİ ile çalışmanın keyfini verdi. Kendi projemde çalışmamın rahatlığından sonra açıkçası ‘bilişimin’ satış odaklı pazarlamacıların elinde yaptığım işlerin nasıl ezilip büzüldüğünü yaşamak çok yıprattı. Biraz acılı olsa da insanların çıkarları için yaptıkları, kap götür ticaret anlayışı, insan manüplasyonu hakkında güzel notlar çıktı ama. 1 yılın ardından herhalde daha kötü olamaz başka yer dedik, ayrıldık. Oh be.
5 ) birsosyalarkadaslikplatformudaha.com
PHP ile ilk projem, şimdi geldiğim nokta sıçrayabileceğimi kadar ilerde, fakat günler gösteriyor ki daha uzaklar görünüyor. Gene de ilk göz ağrısı, insan anlatırken heyecanlanıyor, 5 yıl öncesine gidiyor, yeni yaşamış gibi.. Neyse;
MUD .area’larını UD web sitesinde gezilebilir yapma, webden MUD oyun profillerini (char) düzenleme, forum modifikasyonları derken C ile birlikte MySQL ve PHP ‘de öğrenmiştim. MUD hikayesi sonlanır sonlanmaz, eski IRC dünyasından bir tanıdık bana freelance dating sitesi yapmamda aracılık etti. Bir tanıdık bi dating kuralım, dedi. Ben dating işinden pek hoşnut olmadığımdan en azından arkadaşlık sitesi olsun bari dedim, o zamanlar web 2.0 pek türkiyede duyulmamış birşeydi, biraz baktığımda zayıf olan Yonja’ya cukkalı bir alternatifin çok başarılı olacağını düşündüm. Böylece ilk 6 ayında 250.000′den fazla üye yapan XXXXX.com’u açtım. Adını söylemiyorum, çünkü şu anki halinden pek gurur duymuyorum. 2GB ram’li bir pentium 4 üzerinde 500 concurrent çalışan bir uygulamada tahmin edileceği üzere boyuna tuning, kod optimizasyonu, adamkılık veritabanı tasarımı, vb geliştirdim/ geliştirmek zorunda kaldım. Bu arada şirketin kurumsal uygulamalarına ve 98′den beri hizmet servisimiz ihale.gen.tr’ye de yardım ettim. Yaklaşık 1 yıl başka hiçbirşeye bakmadan bu siteyle uğraştım. Her ne kadar Alexa Türkiye ilk 100, günde 30.000 unique hit, 800.000+ pageview, 30+ PPU gibi istatistiklere sahip olsam da bir türlü gerekli bağlantıları yapıp iyi bir reklam platformu edinemedim. Siteden gelen gelir ise masraflar çıkıldığında emek karşılığını çeviremedi. Dolayısıyla projeyi tamamen öldürmesem de bir kenarda durmasına artık üzerinde uğraşmamaya karar verdim. Hemen hemen aynı zamanlar, gecenin bir yarısı arabayı yokuş başında istop ettirip askere gönderdiğim Koray BİLGİ beni dönüşünden sonra şirketine davet etti.
4 ) MUD
İlk MUD’ımın adı KE idi. (artık sadece adı var) Girdiğim anda büyülenmiştim. bu MUD denen şey hem IRC’ye benzeyip (aslında ondan türeyip) hem de Role Playing esaslı bir multiplayer oyun olunca, bende yarattığı bağımlılığa şaşmıyorum. Sonraki 4 yılım (19 yaşıma kadar) bu meretle geçti. Yaklaşık 1 yılım oynamaktan ve ünlü satranç tahtasındaki MOB’ları otomatik keserek level atlayacak scriptlerle geçti. Daha sonra Türkiyenin tek türkçe MUD’ının (KE) sadece bir tek map’inin olması, ve bir takım anlaşamamazlık durumlarından dolayı KE yöneticiliğinden ayrılmış 3 iyi arkadaşın içine MUD’ı scriptlerle abuse eden bir velet olarak girdim. Ortada ‘bi MUD açalım, ama KE gibi olmasın, yüksek idealleri olsun’ fikri vardı. Ne hikmetse daha C ile bir programı compile etmeyi bilmeyen, ama kendi MUD’ını yaratmak isteyen bu ekip içine az biraz linux bilgimle ve dandik bir quote edilmis stringleri editleyen bir dialog/script yazarak dahil oldum. Özgür YILMAZ compile etmeyi öğrenir öğrenmez, dostlarım Tuğba YÖNEY ve Koray BİLGİ çeviri işine girdi. Bendeniz sıkıcı işlerden çocuk sevimliğiyle sıyrılıp oyunun beta testini yapıyorum ayağıyla oyunu bi güzel oynadım. Derken ekip çevirilerini tamamladı. Ve ardından gelen 3 yıl boyunca sıfırdan başladığımız Anatolia MUD’ı, MySQL veritabanlı, multiclass ve prestige class destekli, +200 ‘den fazla skill yazdığımız Uzakdiyarlar MUD’a çevirdik. 200′den fazla oyuncumuz oldu ve Altuğ GÜVEN gibi arkadaşlarımız oldu. Fakat zamanla ekibin maddi/manevi soğumasıyla Uzak Diyarlar kapandı. Fakat KE ‘nin aksine, şimdi Özgür YILMAZ‘ın devam ettirdiği Uzak Diyarlar her ne kadar o zamanki koduyla, oyuncularıyla, atmosferiyle olmasa da var. (kendime not: bir ara forumunu ve zamanındaki sitesini ve bulabilirsem stable bir sürümünü yayına koyayım) Özetle Uzakdiyarlar MUD, bana 3 yıl boyunca C ‘yi, MySQL’i, Linux’u, PHP’yi, OpenSource’u ve herşeyden önemlisi Koray ve Tuğba gibi iki önemli dostu kazandırdı.
Uzun zaman sonra, içimde birşeylerin ukte olmasından eklediğim duygusal edit:
Bu deneyim aslında sadece dostlar, iki satır c bilgisi kazandırmadı. Samimi ve güzel dostlukların saatlerce, ne maddi, ne manevi kazanç gütmeden, yapılan tatlı tartışmaların ( bir sarı iksir vs sarı bir iksir gibi) yapıldığı güzel ortamın insanların (öz eleştiriyle buluşan topyekün eleştiri) fazla idealist olmasından ilişkilere bakılmadan aktivist tavırlara kapılıp, çatallanmaların ne kadar büyük bir boşluk yarattığını da gösterdi. Mud olmasa da gider bowling oynarız ulen derken, mud içinde kolay kolay bulunamayacak ilişkilerin kopması, ne biliyim cümleyi de toparlayamadım, kötü işte.
Edit #2:
Uzakdiyarlar.com, .com haliyle hala var ve Özgür Yılmaz tarafından yaşatılıyormuş, kod en son stable olmadığı için muhtemelen uzakdiyarlar.org ‘daki son hali değil, fakat bir izlenim edinilebilir.
3) IRC
Takip eden yıllarda, türkiyeye internetin gelmesiyle onca grafiğin, tabloların, mouse‘la tıklama olaylarının içinde, bbs’ten çok iyi tanıdığım IRC ‘yi bularak sohbete daldım. Aslında neredeyse bbsden farksızdı, hatta o zamana göre Xmodem dosya transferi olmadığından ve DCC keşfetmediğimden daha ilkel gelmişti. Tek artısı bu seferki şehirlerarası telefon faturası çıkarmıyordu . Leahcim sayesinde ilk programcılık adımlarmı atıp; IRC Client yasaklı sohbete, o zamanlar mIRC’den daha popüler olan pIRC ile girerek, bir nevi black hat günlerime başlamış oldum. Takip eden yıllarda, çocuk aklımla kendi sohbet sitemi açmak [ sohbet.net ilk bendeydi, 15 yaş salaklığı işte bıraktık], onun bunun IRC’sine pIRC ve mIRC scripting ile takeover botları ve oyunlar (kelime türetmece) yazmak gibi bilimum gereksiz işlerle uğraştıktan sonra hayatımda BBS ve IRC’den sonra üçüncü sırf metin ekranıyla karşılaştım: MUD.
2) Hitnet BBS
Yaş 8, yani 2 Yıl sonra, bir EGA (16 renk) monitörlü Schneider 286 (ilk bilgisayarım) ‘da ve babamın bigtower 386 SX16’sı ile ilk terminal deneyimimi yaşamış oldum. Eskiden BBS ağı olan hitnet de 2d Duke Nukem serisini oynamaya ve sesini duymadığım insanlarla konuşmaya başladım. Belki de sadece yazılı olan ekranlara merakım da 6 yaş alışkanlıklarımdan kaynaklanıyordur. Neyse, bu zamanlar BBS’den oyun indirip,
telefon faturası ödetmek (bizim blueboxımız yoktu) dışında bilgisayarla ilgili derin pek birşey yapmadım. Fakat o ortamı keşke gene bulabilsem, 10-15 kişi atlar, gölbaşında biryerlere gidilir, bazen kuzu alınır inşaattan tahta çalınır, koca bir ateşin çevresinde şarap eşliğinde muhabbete dalınırdı.
Tabii şarap kısmına arada tattırılsa da ben mudavimi olmazdım. Doruk FİŞEK, Murat ILIMAN (adanet), Sarp
KAYA (sarp bbs) , Ayşe SARAY (doktor) , Orkun Arıyörük(abaza bbs ve abaza net cafe, aynı zamanda heavy metal baterist), s.s.g. (şimdi eskisozlukte) gibi pek çok insan vardı. Şimdi o günlerden bizim metalik-yeşil 86 model BMW 520’sinin önünde elimde Doritosumla (sağda) bir fotoğrafım var. Belki o zamanlar gördüğüm herşey, her ilişki iyiymiş gibi gözüktüğünden öyle geliyor fakat keşke aklımda kaldığı kalitede, böyle aktif bir grubun içinde olabilsem.
1) IBM 8086 Portable – Babamın Bavulu
Bilgisayar dünyasına 6 yaşında (1991) babamın (@Cengizhan Vefa YALÇIN) 8088, 4.77MHz (GHz değil.) işlemcili, 256 KB + 640 (sonradan ~700$ maliyetle eklenmiş) KB RAMli, disksiz bavul‘uyla tetris oynamakla başladım. Bu bilgisayarın yeşil küçücük ekranı hep aklımda yer etmiştir.

