Anasayfa | Giriş Yapın | Üye Olun | Gökçe Kim? | İletişim
Gökçe’nin Web Güncesi (gwg)

Gökçe’nin Web Güncesi (gwg)

Welcome to darkside of the Source, we have cookies!

Gökçe’nin Web Güncesi (gwg) RSS Feed
 
 

Bir Google sözleşme kritiği..

Google gittikçe iletişim dünyasına ağırlık vermeye başladı. Haritalar, ‘Google Telefonu’ ve şimdi de Chrome isimli bir web tarayıcısı çıkardı. Bir tarayıcının iletişimle ilgisi nedir diye soracak olan varsa, ben internetin bir kitle yayın aracı ve bir yazılı/görsel ortam oluşundan öte, günümüzde toplamsal iletişim için en etkin platform olduğunu savunanlardanım. Yani bana göre internet ‘yeni medya’ nın da çok ötesinde. Reklam aracı olarak düşünenler için, reklam artık herşeye yapışıyor ve yapıştığı herşeyle bir çeşit ortak-yaşam kuruyor. Bu da pek iyiye yoramadığım bir şey. Neyse konuya daha girmeden dağıtmayı başardım!. Bu başka bir yazının konusu olsun..

Google’ın Sözleşmeleri

Google’ın Chrome adlı yeni tarayıcısını deneyecektim. İndirmeye bastım, ve sözleşme geldi. Google e-posta servisinde (gmail), her hizmetinde benim yazdığım herşeyi sıradan veri kabul ederek ’siz kişisel e-postalarınızı silsenizde biz silmeyiz’ demesinin üstüne ‘e-posta içeriklerinizi otomatik olarak okuyacağız’ demesiyle karşılaşınca, bu yeni tarayıcıyı (chrome) indirmeden önce ilk aklımdan geçen, bakalım şimdi işlevselliğe karşı hangi kişilik hakkımı satacağım oldu.  Bakalım.

Madde 4.4: “hesap ayrıntılarınıza veya hesabınızda bulunan başka dosyalara ya da içeriğe erişiminizin engellenebileceğini kabul edersiniz.”

Google’ın tarayıcısı tabii ki kendisi gibi W2 ilkelerinde. Web 2.0 ise, kabaca içeriğin kullanıcı tarafından oluşturulması, yönetilmesi ve değerlendirilmesidir. Yani içerik bütün kullanıcılar kadar, benimdir. Kendi oluşturduğum içerik kadar, başkasının oluşturduğu bilgiye de erişme hakkım, sonsuzdur. Erişimim engellenirse, bana ait olan içerik engelleniyor demektir. Buradaki içerik, mülkiyetten daha çok, bana özel, kişisel olan içeriktir. Ben içeriği paylaşıyorsam ve kamuya mal ediyorsam, bu bilgiye erişimi kaldırmaya ne benim, ne başkasının gücü yetmemeli. İnternet’in bir üst sansör ve denetleme ekibi olmayınca -ki umarım başaramazlar- bu iş servisi sağlayanlara düşüyor. Kim söylemiş bilmiyorum, ama eminim söylenmiştir, kitle kontrolü, kitle iletişiminin kontrolünden geçer. Yanlış anlaşılmasın, demek istediğim şey, kontrolün kötü birşey olduğu değil. Yazım apolitik. Devam edelim..

Madde 5.5: Google ile yaptığınız ayrı bir sözleşmede açıkça izin verilmediği sürece, Hizmetler’i hiçbir amaçla yeniden üretmemeyi, çoğaltmamayı, kopyalamamayı, satmamayı, ticaretini yapmamayı veya yeniden satmamayı kabul edersiniz.

Aslında bu madde daha çok geliştiricileri ilgilendiriyor. Endişelenecek bir şey yok, hizmeti kopyalamak, bir suç olamaz. Bu tür yasaların en gelişmişleri U.S.A.’de var, fakat iş modellerini patentleyenler bir yana, bu denli geniş bir madde hiçbir mahkemece tanınmıyor. Mail.com Hotmail’den önce, Hotmail ise, Gmail’den önce vardı. Bunlar hizmetin kopyalanmasıydı. Tıpkı sadece tek bir lokantanın varolmayışı gibi.

Bölüm 7: Gizlilik ve kişisel bilgileriniz
Bölüm açıklaması :
Google’ın veri koruma uygulamaları hakkında bilgi için lütfen http://www.google.com.tr/privacy.html adresindeki Google gizlilik politikasını okuyun. Bu politika, Hizmetler’i kullandığınızda Google’ın kişisel bilgilerinizi nasıl ele aldığını ve gizliliğinizi nasıl koruduğunu açıklar.

Google bu adreste, kişilik haklarına önem veren bir kurum gibi görünüyor. Burada bir tür merkez var, bu merkezde tanıtılan insanlar, google’ın her servisi için “Kişisel Hak Araştırma Görevlisi” sıfatıyla hizmetle ilgili yorumlarını veriyorlar. Hizmetlerinin, servis verdiği bütün ülkelerin dillerine çevirmesine rağmen, yıllardır kişisel hak ilkelerinin ve görüşlerinin bulunduğu bu sayfalar ingilizce kaldı. Yani yazılımlarını koruyan sözleşmeler o ülkeye ait hukuksal düzenlemelerle çevrilirken, kişisel haklar hala ingilizce. Cümleyi tekrar ediyorum, çünkü gözden pek bir şey kaçırmayan bu internet devini düşününce bu unutulan şey garip geliyor.

Sözleşmeden iki örnek:

Gmail stores, processes and maintains your messages, contact lists and other data related to your account in order to provide the service to you.

Gmail mesajlarınızı, iletişim listenizi ve hesabınızla ilgili diğer verileri hizmet gereği saklar, işler ve yönetir.

İşleyişten kasıt, mesajların programlar aracılığıyla kelimeleri ayırarak ilgili reklamların yerleştirilmesidir. Buradaki işlem, privacy merkezlerinde ‘örneğin eklam’ şeklinde verilmiştir. Genelleme kurumun genel işleyiş hizmetleri olarak tanımlanmıştır ki, bu tanım herhangi bir yerde açılmamıştır. Bu bakışımın aşırıya kaçtığını düşünebilirsiniz, fakat o an iletilecek ve bir daha saklanması gerekmeyen bir işlemi, neden depolamak istedikleri durumu bence çok da aşırıya kaçmadığımı gösteriyor. Evet, sistemler için veriler daha sonra tekrar işleme sokulması açısından kullanılmayan ve eski bile olsa değerlidir. Fakat bu veriler sadece yeterince veri olmaması veya eskiye yönelik karşılaştırma yapma durumunda değer kazanırlar. Gmail’de test yapmak için zaten günde yüzbinlerce e-posta geçiyor, ve reklam yerleştirmede eskiye yönelik karşılaştırma için bir sebepleri yok. İletişimde bu tür istatistik bilgileri ve günlük kayıtların tutulması genelde denetleme, sansür ve kontrol mekanizmalarında var, telefon dinleme istasyonları, rtük, vb gibi. Aşağıdan bakınız,

You may organize or delete your messages through your Gmail account or terminate your account through the Google Account section of Gmail settings. Such deletions or terminations will take immediate effect in your account view. Residual copies of deleted messages and accounts may take up to 60 days to be deleted from our active servers and may remain in our offline backup systems.

Gmail hesabınız aracılığıyla e-postalarınızı yönetebilir, veya Gmail ayarlarınızdan hesabınızı iptal edebilirsiniz. Bu iptal veya silme işlemleri, hesap görünümüze anında yansır. Aktif sunucularımızdan bu silinen mesajların kopyalarının silinimi 60 gün sürebilir, VE BİZİM ÇEVRİMDIŞI SUNUCULARIMIZDA BARINMAYA DEVAM EDEBILIR.

Kişisel hakkın ne olduğuna dair olan cümleleri, ben onların yorumu ve benim öyle bilmem gereken şey olarak algıladım. Nitekim bana göre kişisel hak, kendime haksızlık yapıldığını düşündüğüm an başlar. Mesela sevgilime yazdığım e-postamı makinenin okuyup hangi reklamı benim metnimle ilişkilendirdiğine karar verdiğinde, veya eskiden yaktığım, yeni ortamda ise ’sildiğim’ fotoğrafımın, başka bir yerde barındırıldığını öğrendiğim an nasıl hissettiğimde devreye girer.

Öncelikle, bu yazı bir Google’ı kötüleyelim yazısı değil. Heryerde devletleşmeye yönelen insanoğlu, internette de organizasyon ve kendi amaçları için iletişimi, paylaşımı kontrol altına almaya ve yapılandırmaya çalışıyor.  Bunun karşısında duran açık paylaşım, açık toplum gibi kavramlar ise, gene yapılan sayesinde git gide güçleniyor. Buna gördüğüm en ilham verici örnek, Wikipedia.  Google’ın sözleşmesinde gördüğüm şey ise açık kaynak nasıl büyük şirketlerce desteklenip, yazılımcı tarlası gibi görüldüyse, açık paylaşımında en değerli bilgi olan, bir çıkara maruz kalmamış iletişim bilgisinin kurum/kurumların amacına yönelik kontrolünün sağlanması. İnternette, e-posta, bloglar, IM (anında mesajlaşma programları) ve sosyal arkadaşlık ağ hizmetleriyle hem kitlesel hem birebir iletişim bu kontrolün hedefi oluyor. Bu kurum ticari olunca, amaç / çıkar para,  politik olunca iktidar oluyor.  Bilmiyorum, bir komplo teorisi yazmak değil amacım dolayısıyla burada ara vereceğim. Buarada ben gmail hesabı kullanıyorum, sadece işlerim için. Özellikleri ve stabil çalışmasına karşı, iş yazışmalarımın reklamlanması, bir yerlerde tutulması, ödeyebileceğim bir bedel ve belki bundan zarar görmeyeceğimi sanacak kadar safım :-).

Çok sıktım, belki bu (google beyaz tahtası) adreste biraz yüzünüz gülümser.

7 Yorum - “Bir Google sözleşme kritiği..”

  1. 1
    Murat BEŞER:

    Tamamen kişisel bir gir görüş ve bu konuda sonuna kadar katılıyorum. Internet’in servis’i sağlayan tarafından yayınlayanlarin kontrol etmesi gerçekten çok olası ve yapılan bir şey.

  2. 2
    ikizmaz:

    evet malesef internette var olduğumuz sürece biryerlerden bir takım hizmetler almak zorundayız ve hemen hemen hepsi benzer uygulamalar yapıyor. ama bence google şimdiye kadar gördüğüm en kullanıcı dostu olan hizmet sağlayıcı firma. her zaman kaliteliyi sunuyor en azından. örneğin sadece spam mail korumasındaki inanılmaz başarısı nedeni ile gmailden vazgeçemiyorum. bir de hotmail hatırlayın. hizmetlerin arasında ne kadar fark var.
    bütün diğer hizmetleri de böyle google ın. hemen hemen bütün sunduğu hizmetlerle ilgil alanlarda google dan daha iyisi yok demek, pek yanlış olmaz. öbür taraftan bu yukarıda ele aldığın konu da işin diğer tarafı ama bunu engellemenin yolu da yok. malesef internetin yapısında bu var.

  3. 3
    Gökçe YALÇIN:

    Keşke internetin yapısında olsa, o zaman değiştirilebilirdi ki internet protokolü, telefon veya bir başka iletişim protokolünden çok çok daha zor denetlenebilir, kontrol altına alınabilir veya takip edilebilir bir yapı. Bu sanki kendisinden daha yüce ve güçlü yapıları bu şekilde kuran insanın yapısında var.

  4. 4
    Aydn:

    Arkadaşlar öncelikle unuttuğunuz, atladığınız birşey var. Google gibi büyük firmalar verilerini tamamen yedekler. Her kullanıcının ayrı ayrı yedeğini alma gibi bir lüksü genellikle yoktur. Her ne kadar sistem otomatik işlese de yedekleme için aynı durum söz konusu olmayabilir. Siz Google gibi bir firma olduğunuzu düşünün ve yedeklemeden dolayı hesabı silindiği halde koca yedek dosyasında hala bulunmaya devam eden bir hesap için (ve ücretsiz sunduğunuz bir hizmet olmasına rağmen) tazminat ödemek misiniz? Tabiki istenmez. Ayrıca madem ki çok çok değerli maillerin gidip geliyor gmail hesabına o zaman zahmet olmazsa 3 kuruş verip özel bir mail adresi açtır ve ora üzerinden yap bu ÇOK önemli yazışmalarını. Bizimkiler hem beleş olsun, hem gizlilik olsun, o olsun bu olsun, azcık da yardım et adamlara? yok aman benim çorbada tuzum olmasın, cebimden 1 lira çıkmasın..

    Artık mantaliteyi değiştirme zamanı geldi..

  5. 5
    Gökçe YALÇIN:

    Öncelikle, yedeklemelerin sabit yapıldığı zamanlar eskide kaldı. Bu büyüklükte veriler, felaket anında depondan çıkartıp servise sokulamayacak kadar büyük, yerlerinde ağırlar. Bu yüzden redundant/failsafe dediğimiz, servis sunucularında çoklu olarak saklanmaktalar, yani aynı anda yüzlerce sunucuda tutulan veri, birisinden silindiğinde veya eklendiğinde aynı anda işleme konuluyorlar. 10-15 terabytelık orta düzeyde bir veri servisinde bile, servisin sürekliliği ve güvenlik gereğince bu yapılmak zorunda. Kısaca yedekleme konusundaki mantalite bu konuda çoktan değişti. Harddisklere, dvdlere yedek almaya benzemiyor.

    Google “ücretsiz” verdiği servislerinden, reklam modelleriyle kat kat parasını çıkarmakta. Bu bir hayır işi değil.

    Mesele benim ÇOK önemli e-postalarım değil, kişisel yazışmalarım, ve bu ticari değeri olmayan özel yazışmalarımın robot bile olsa, anlamsal bilgi çıkarmaya çalışılıp yönetiliyor olması. Anlamsal bilgi çıkardığı zaman ve bunu manüple etmeye yönelik araçlar geliştirildiği zaman açıkçası insan okumuş, bot okumuş çok fark etmiyor. Niyekim amaç, benim sevgilime yazdığım e-postadan çıkar sağlayabilmek.

    Sorun şu ki, Google, bu verileri sözleşmesi uyarınca “işlenme” hakkına sahip. Bir verinin bilgisayar tarafından işlenmesinin, zararsız olduğu düşünülebilir, fakat bu “kişisel” mesajlarımızın çok uzak bir geleceğe bakmadan, X yıl içinde insanların elektronik bir kişiliğini çıkarabilecek kadar gelişemeyeceğini kimse söyleyemez. ‘Ne amaçla’ diye soranlar oluyor, çözümü basit, eğer dükkan sahipleri içeri girecek olan kişinin, uyduğu müşteri kitlesini bilirlerse nasıl satış yaparlardı bir düşünün. Tabii ki bakkallardan değil, gün gittikçe satış kapasiteleri artan elektronik alışverişten bahsediyorum, ve bu sadece küçük bir parçası. Biz bu bilgiyi ve hakkı, bunun ne amaçla kullanılacağını dahi bilmeden peşin peşin veriyoruz. Benim bahsettiğim şey ise kişisel haklara göre bunun ters olduğunu savunmam. Ha gün gelir böyle bir amaç yasal olarak yasaklanır, o zaman bir şey diyemem, nitekim hiç bir sözleşme yasanın üzerine çıkamaz.

  6. 6
    Aydn:

    bence bu dijital profil olayını çok büyütüyorsunuz, öyle bir profil oluşturulacak olsaydı bunu söylemeden de yapabilirlerdi. Sonuçta bunu yapacak olan firmanın hdd’lerini tektek inceleme şansı yok kimsenin. Düşünün alışveriş sitesine girdiniz ve karşınıza sizin hoşlandığınız, araştırdığınız, merak ettiğiniz ürünler geliyor, bunun size ne zararı olabilir? Gereksiz 100′lerce ürün içerisinde gezmektense.. Tabi bunun atom bombası misali farklı boyutları da elbette vardır ama emin olun bunu yapacak olan şirketler bunu zaten yıllardır yapmayı deniyorlardı.. Spy olarak bilgisayarınızda yıllarca duran cookielerin ne amaçla olduğunu düşünüyorsunuz? O zamanlar hdd’ler bu verileri saklamaya uygun olmadığı için sizin bilgisayarınızı kendi veri deposu olarak kullanıyordu ama artık hdd derdi de kalktı.. Sonuç olarak herkes kendi güvenliğinden sorumludur. İzlendiğimizi bilerek hareket edelim ve ona göre davranalım.. Gereksiz paranoya yapmanında bir anlamı yok tabiki..

  7. 7
    Gökçe YALÇIN:

    Sorun şurada, bu kadar büyük birşeyi ’söylemeden’ ve ‘kişilik hakları sözleşmeleri’ olmadan yapılması imkansız. Böyle büyük bir işe yatırılan milyar dolarlık yatırımlar, yasal onayların alınmaması ihmali veya olasılığıyla riske edilemez. Ne zararı olabilirin cevabı, olarak Martin Lindstorm’un buy.ology kitabını okumanızı öneririm, reklamlarla gelen ilgimizi kaydırma uğraşının hayatımızın nasıl manüple edildiğini ve bunun hayatımıza nasıl zararlar verdiğini görebilirsiniz. Interaktif reklamlar ve dijital profiller bunun bir sonraki durağı.

    Cookie konusu apayrı bir şey verilen verinin nerede tutulduğuna gelince, çerezler, gerçekten uygulamaya yönelik bilgileri taşıyorlar, google’ın ‘ne’ aradığımızı cookielerimizi silmediğimiz sürece kaydını tuttuğunu ve aldığını biliyoruz, fakat bu cookie’ler sadece ‘hangi’ bilgisayar olduğumuzun bir tür göstergesi o kadar, bu veriler aynı zamanda çift taraflı tutulduklarından emin olabilirsiniz, siz cookie’yi ister silin, ister silmeyin. Cookie sizin kimlik bilginizi içermez ve referans göstermez, fakat e-posta doğrudan kişiyle veya tüzel kişiliklerle ilişki kurulabilecek bir e-kimlik.

    Spyware’ler de tamamen ayrı bir durum, zaten illegaller, veya bilinçsizlik veya başka bir uygulama kurulacakken bizi curcunaya getirip beraberinde kuruluyorlar, büyükler asla bu yasal temeli olmayan yolları tercih etmiyor. Emin adımlarla oluşturuyorlar. Dediğim gibi sevgilinize yazdığınız bir şiir alıntısının şu anda copyright haklarını engellediğini ( bu konuda temsili bir dava var, ve yayıncının lehine sonuçlanmış durumda ) dolayısıyla ceza alacağımız düşünüldüğünde, bu dünyada böyle bir denetim şansı, internet hayatlarımıza hiç de hoş etki edeceğini düşünmüyorum. Şahsi fikrim tabii. Mesela geçenlerde buna yakın konuyla ucundan ilgili bi haber okumuştum: “asker kaçakları facebook’dan bulunuyor”

    Siz “buyrun bu telefonla konuşun ama, konuştuğunuz her şeyin kaydını alacağız, ve istersek silmeyeceğiz” diyen bir telefon şebekesine nasıl bakardınız? Ama o telekominikasyon, bu internet demeyin, internet artık durağan sitelerin değil, insanların toplu ve bireysel iletişim platformu.

Bir cevap bırakın


Additional comments powered by BackType